15 Kasım 2010

sen..

senin başın,sonun,cümlelerin beynime kazındı..böyle kal aklımda..bi de kal yanımda..

4 Ekim 2010

bazen..

Bazen tanrılar kendilerine bir kurban seçer, Tanrı olduklarını anlamak için..

Sinema

Sinemanın benim için tek mucizevi yanı özellikle geceleri tek başımayken bana yaşattıkları.
Gündüz gördüğüm bir fotoğraf kafamı kurcalıyor. Bir anlık bir gözlem zaman içinde gelişip filme dönüşüyor.Bunu insanların önüne koyup, hakikat duygusuna çeviriyorum. İşte bu mucizevi bir şey. Bunun dışında sinema bana angarya, bir sürü insanın oyuncağı, atlama tahtası gibi geliyor. Utandıran yanları daha fazla...

19 Temmuz 2010

the art of brain

17 Temmuz 2010

Günün sonunda..

Günün sonunda tek istediğin bir insana yakın olmak aslında..yakın olabilmek..
Bir noktada bir karar vermelisin.İncinmemek için koyduğun sınırlar seni bazen en çok incitenler olur.Ya hayatını sınırlar çizerek geçirirsin ya da o sınırları geçerek.Ne gerçek çözümler var , ne de doğru cevaplar. Bazen bizi ne kadar incitirse incitsin, günün sonunda her şeye değerler..Günün sonunda birine yakına olabilmek..İyi ki var diyebilmek..

Emotions are messy..

Ankaranın kuru sıcağında allahım hayatımdaki her şey çok normal ben bir aşka bulaşıyımda bir kafalar karıssın modunda takılmam bir kere daha bu işlerin benden geçtiğini magazin haberlerındeki yakalanma efekti sesiyle kafama dank ettirdi.Dünyanın en anaç insanı yarışmasında gösterdiğim özveri ve fedakarlık seviyesiyle birinci olan ben konu aşk olunca valla kıçımı kaldıramam şu an git kendi yemeğini kendin yap kafasına ulaşıyorum. Özellikle bu en güzel günler denilen bu yazma evresinde olayların gidişatındaki benim istemediğim , sindiremediğim en ufak bir olay beni kedi ve kuş sevmeyen bir insanda olsam , yaa alırım 5 6 kedi öle de yaşanır ki kafasına ulaştırıyor. Fedakarlık yapmaktansa tabiri caizse siktiri çekmek bu bünyeyi resmen rahatlatıyor arkadaş..aşk dediğin üç günlük eğlence bu bünyeye.

17 Mayıs 2010

ben artık senden vazgeçtim..

kotu gunumde yanimda olmadigin zaman vazgectim.
canin sikildiginda benimle paylasmadigini, kirilacak veya tedirgin olacak olsam bile dusuncelerini acikca

soylemedigini anladigim zaman vazgectim.

bana yalan soyledigini anladigim zaman vazgectim.

gozlerime baktiginda kalbinle bakmadigini ve bana hala soylemedigin seyler oldugunu hissettigimde vazgectim.

her sabah benimle uyanmak istemedigini, gelecegimizin hicbir yere gitmedigini anladigim zaman vazgectim.

dusuncelerime ve degerlerime deger vermedigin icin vazgectim.

agrilarimi dindirecek sicak sevgiyi bana vermediginde vazgectim.

sadece kendi mutlulugunu ve gelecegini dusunerek beni hice saydigin icin vazgectim.

artik kendimi mutlu cizemedigim ve tek neden sen oldugun icin vazgectim.

bencil oldugun icin vazgectim!!

bunlardan sadece bir tanesi senden vazgecmem icin yeterli degildi, cunku sevgim yuceydi. ama hepsini
 
dusundugumde senin benden coktan vazgectigini anladim. bu yüzden ben de senden vazgectim..

Frida Kahlo...

10 Mayıs 2010

Anneler günü

Annem bu dünyada en çok saygı duyduğum insan..

7 Mayıs 2010

My infinite playlist

Göksel - Hayat rüya gibi...

Daha da sıcak olucak..

Ne zaman ki şenliğe kim geliyor muhabbetleri yapılır bahar mevsiminin açılışıdır benim nezrimde..Şimdi benden size bir haber : Daha yaz gelmedi. Sınavların bitmesi ve sıcaklık derecelerinin 10 un katlarına ulaştığı şu günlerde gözlemlediğim bir şey var ki beni deli ediyor.Arkadaşım ne meraklıymışsınız hemen soyunmaya?herkeste bi cıbıl cıbıl gezmeler..hemen mini etekleri,yazlıkları çıkarmalar..Serdar Ortaç yeni albümünü çıkarmadan,Sibel Can 10 kilo vermeden, gülben ergen bikinisiyle balkonda basılmadan yaz gelmemiştir.Takvimler gösterir 1 haziranı , şu finaller bitsin de bi tatil ayarlayalım geyikleri başlar..işte yaz gelmiştir..inşallah o mini etek giyen kızların çocuğu olmaz evde kalırlar kocaları da bana kalır yarabbimm.. :)

3 Mayıs 2010

belki

belki hiç dostum yok

belki hiç düsmanim yok

ama kendi küçük kralligimda mutluyum yalnizligimda

belki kimse bilmez beni

belki kimse duymaz beni

ama tek kahraman benim burda

çünkü kimseden korkmam bilirim kocaman bir yalanim aslinda

belki çok uzak mutluluk

belki güzel yalanlarda

belki kendimi kandirdim büyük hayallerde

tam düşerken tut beni..

nolur artık bul beni...

25 Nisan 2010

Stupidity last forever


Nasıl oluyor da aşk başlamadan güzel kafasından 1 haftada kendimi sen varsın ya artık hayat bana güzel kafasına getirdim bilmiyorum. Üstelik karşı tarafın daha haberi bile yokken.Şizofren olmaya bu kadar yakın duygular hissettiğim bu günlerde onun söylediği herhangi bir söz,attığı bir mesaj ya da atmadığı tüm günümü mahvetmeye , uykularımı bölmeye başladı.Bu olayların en başında dost sohbetlerinde kendi duygu ve düşüncelerim konuştuğum sırada bunu ben kendi kendime yapıyorum diyordum.Kendi kendimi gaza getirdim kendi kendimi aşık ettim.O orda durdu sadece..Ben aşık olmak istedim.Bazen bu kadar hayat deneyimine rağmen sado mazoşist bir tavırla bunu niye kendime yapıyorum diye sorguluyorum. Ne kadar huzurlu bir hayatım vardı benim.Ruh eşlerim en yakın arkadaşlarımdı, tek sorunum pilates ağrılarımdı. Şimdi senin numaranı çevirirken mideme giren kramplar , seni görünce kalbimdeki hareketlenme ve en önemlisi beynimin artık çalışmaması gibi sorunlarım var..Bünyenin nasıl ekmeğe, suya ihtiyacı varsa acıya da ihtiyacı var bence. Yoksa böyle duygusal şarkılar dinleyip kendimizi küçük Emrah triplerine acı hayat mode on come on kafasına ulaştırmazdık. Deneyimler yetmiyor bazen süperman olmak lazım süperman diyorum bu ergen triplerimden kurtuluyor sahaya 12 numaralı formasıyla yetişkinliğimi indiriyorum.. benim işler Nejat işler mantığıyla bırakıyorum artık..hayatta her şey kısmet ne yazıyorsa o.Sen istediğin kadar kas acı hayat falan filan boş işler.Olacaksa olur adamım..

Sözler geri dönmez / Geri dönmez bakışlar / Kuşlar geri uçmaz / Geri konmaz aşklar ...

Hata

Zihin bazen gider, bazen gelir. Bazen akıllı olursun,bazen gerizekalı...
-Vavien-

Aşk

ben bu başlığa onlarca cümle yazdım.
ben bu başlık altında onlarca şey yaşadım,yaşattım,gördüm,hissettim.
kıskandım,dokundum,güldüm,ağladım,öptüm..
seni çözmeye çalıştım,çözemedim,çözdüm sandım..
zamanına bıraktım,zamanı geri almaya çalıştım..
sonra seni bıraktım..
başkası geldi..
şimdi unuttuğum bir duygu gibisin..
ağırlık merkezimi yerimden oynatan..
var mı beni içinizde tanıyan..
yaşanmadan çözülmeyen sır benim..
kalmasa da şöhretimi duymayan..
kimliğimi tarif etmek zor benim..

Gri

Gri, bürokratik, soğuk, denizsiz olsa da aşık olduğum şehirde , yazın buraları çekilmez dialoglarına inat ankaramın göbeğinde,sıcağın beyninde ilk görüşte aşk denilen duyguyu tam olarak yaşadım bende. İlk görüşte aşk benim nezrimde bir iki saniye içinde binlerce sorunun içinden çıkıp gelen "beni sevsin" dileğidir. Hiç düşünmeden inanmaktır her şey çok güzel olacak yalanına..Birbirimizin hayatına eskaza bulaştığımız o günlerde asla olmaz dediğim bir ilişkiye başlamamızla aşk denilen duyguyu iliklerime kadar hissettim gibi cümleler kurmayacağım ama kelimenin tam anlamıyla huzurlu ve mutluydum.Benim baktığım yerden sende mutluydun.Zaten öyle demiştin ayrılırken de.’ Ben burada kendimi kaptırıyorum sana aşık oluyorum, sen sadece duruyorsun.’

ben mi anlatma özürlüydüm , sen mi anlamaya hiç bilemedim ama senin rahatsız olduğun benim sağlam örülmüş duvarlarımdı ama bir bilseydin ağzımdan çıkan sözcüklerden daha kolay olduğunu senin o duvarları delmenin.

hep mantıklı açıklamalar peşindeyim, hep doğrularım var hayatın içinden… boş geçsem ya bunları bir kez, hangi hayat, hangi mantık! aşık olmuşum ben artık. akıl mı kalır sanki aşık insanda… Bu kafaya şu an ayrılığımızın ardından aylar geçmişken seni tesadüfen görmüşken ulaşmam bir şeyi çözmese de..

gel seninle tekrar yaşayalım yaşadıklarımızı yaşadıklarımızla..

sonu güzel bitmiyor hepsinin..

özledim seni geçmişim.. çok özledim..

19 Nisan 2010

bu rüya gerçek olsun.

so please please please

let me, let me, let me

let me get what i want this time
I haven't had a dream in a long time

see, the life i've had

can make a good man bad
so for once in my life

let me get what i want

lord knows, it would be the first time

lord knows, it would be the first time..

14 Nisan 2010

sende sıkıldıysan yalanlarımızdan..


saat 03:00 olmuş, soğuktan deniz donmuş
balıklar kıyılara vurmuş. küçük bir kar tanesi, onca yolu uçmuş
                                                sonunda tam dilimin ucuna konmuş...


Herkes geçmişe dönmenin, yaptığı hataları silmenin yollarını düşünürken ben 2050 yılına ışınlanmak emekli hayatına geçmek istiyorum. Tek derdimin çiçekleri sulayıp sulamadığımı hatırlamamak olmasını istiyorum. Evlenmiş çoluk çocuk torba sahibi olmuş olmak ve kenara çekilmek istiyorum. Hayatımda olmasından haz etmediğim, sinirlendiğim, tahammül edemediğim her şeye hoşgörüyle bakacak olgunluğa erişmek istiyorum. Dünyanın akışını değiştirmek bir yana dünyanın bana hiç bulaşmamasını istiyorum. Filmlerim , kitaplarım ve müziklerimle yazlığımda hayat arkadaşıma kahvaltıdan sonra kahvesini getirmek istiyorum. Herkesin birbirinin kusurlarını aradığı ortamlardan uzaklaşmak, hayatımı özetleyen kelimenin huzur olacağı yaşlarıma yatay geçiş yapmak istiyorum. Bedenim 22 ruhum bin yaşında an itibariyle.

13 Nisan 2010

So many roads.So many choices.So many mistakes..



There's people and there’s sunshine, it’s a perfect day for wasting time mantelitesine ulaşıldığı an gönülde birini istiyor. İnanılmaz seçiciyim kimseleri beğenmiyorum yanıma yakıştırmıyorum değil de friendly life applicationlarla dolu hayatımıza yeni insanlar girmiyor. Girenler de kerem görsev kim ya kültür ve sanat bilgisinde olduklarından 22 yaşında evde kaldım korkusuyla başbaşayız. Şu an biri olsa, midedeki kelebekleri biraz oynatan, bunca deneyime rağmen amatör ruhumuzu koruyup tekrar başa sarar gözüm hiçbir şeyi görmüyor çok aşığım moduna gelip, deneyimlerimizle her taşını ayrı ayrı ördüğümüz virüs koruma programlarımızı hiçe sayıp kalbimizde ve beynimizde bir kısayol oluşturmasına izin verir miyiz orası da meçhul. Benim merak ettiğim bu kelebekler olmadan bir ilişki mümkün mü ? Kelebeklerle başlayan bir ilişkide zamanla onlar geçiyor , her şeyini gördüğünüz bildiğiniz bir adama kozalarında kalsalarda o ilk günler karın boşluğuna giren sancılar gene gülümsetiyor sizi. Bir yanda kelebekler bir yanda da birlikte çok güzel vakit geçirdiğiniz ama tırtılları bir türlü kelebeğe çeviremeyen erkekler..Belki de işi bozan en baştan kelebekler..Kanatları güzel ama sonuçta ömürleri 24 saat. Onlar gidince karşınızda aynı dili konuşamadığımız, sizi anlamayan hatta belki de hiç tanımadığımız bir adam..

Mr. Stupid & Mrs. Gorgeous


Her ne kadar buraya en feministinden yazılar yazsam da in normal life, kadınlara irrite olan bir insanım. Hele bazı hemcinslerim var ki, vur kır parçala. Her ne kadar insan kullanmaktaki başarılarını takdir ediyor olsam da beni asıl üzen erkek dediğimiz güzide varlığın benim bu utandığım hemcinslerime dibinin düşüyor olması. For example ; dost sohbetlerinde üzerinde baya konuştuğumuz bir biz böyle olamadık diye imrendiğimiz bir hatun tipi var ki en can alıcı örneklerinden birini bugün yaşadım gördüm. Bayılıyorum sevgililerinin evden alıp eve bırakmasını , hesabı ödemesini ve daha birçok şeyi sanki erkeğin göreviymiş gibi karşılayan hatunlara. Benim bayıldğım kısım maddi ve manevi olan kazançtan daha çok erkeklerin bu kızlara verdikleri tepkiler kısmı. Takdir edilen kısım: Gündüz vakti yarım saat sonra dersi olan çocuğu ben fatmacanı eve bırakıyım oradan tekrar okula geleceğim kafasına ulaştırma kısmı. Bir diğer örnek : kızın dersi sabah 8 de oğlanın 11 de. Oğlanın kızımız yollarda sabah harap olmasın diye okula 8 de gelmesi. Kim ne derse desin erkeğin tüm şifrelerine sahip olan , şu arkadaşınla görüşmeyeceksin , bensiz gece çıkmak yok , hadi şimdi sıra beni eve bırakmanda kızları daha değerli oluyorlar. Erkekler özellikle de 20-25 kutucuğunda işaretli olanlar çok bilen ,kendine çok güvenen , elim var ayapım var çok şükür ben hallederim kızlarını istemiyorlar. Kendine yedirememek mi o benim sevgilim her şeyinden ben sorumluyum hissimi bilmiyorum. Tek bildiğim bizim independent sex and the city kızları aa sana zahmet olmasın 20 milyon verince tüm taksiciler benim kankam moduna girince erkek salıyor. Bunu söylemek istemiyorum ama kız daha değersiz oluyor.4s kuralından mı bilmiorm ama salmanın son raddesinde kendi evinin önüne arabasını çeken ve gecenin 12 sinde hadi canım öptüm kib görüşürüz modunda takılan, artık sen buradan evine nasıl gidersen git orası da kısmet kafasında olan bir canlı bile görüldü test edildi.

9 Nisan 2010

My infinite playlist

Amy Macdonald - This Is The Life

Daniel Merriweather - Impossible

Morcheeba - Enjoy The Ride

Lenka - Trouble Is A Friend

21 Mart 2010

We wanted to change the world..


Directed by Achero Mañas (2003)

We believe that art can change people's hearts, can give them strength. Art can make people feel alive. Art can reach the spirit of every man,and every woman.Art can bring social consciousness,make us better people. Art can be universal, limitless, free of religion,free of race.Art can be a weapon.But not a prop. A real gun. The shot must be heard.

20 Mart 2010

51 promil


İçimdeki çocuğu öldürdüm mü öldürmedim mi bilmiyorum ama içimde alkol sayısıyla doğru orantılı olarak büyüyen bir ergen olduğu dün sarhoş kafayla mesaj atmamla netleşti. Mart ayındayız diye hormonlarım kontrolü ele mi geçirdi yoksa evren bir mesaj mı vermeye çalışıyor anlamadım ama bu durumun yarattığı histen en kısa zamanda uzaklaşmalı. Hayır yani içimde biriktirdiğim kin ve beyin sinyallerim mesaj atmak neymiş ona kafa atmak lazım diye bağırırken , vücudum 51 promili görünce eller o telefona gitmemeli. Hayatımıza renk gelsin , çeşitliliği artırıp bünyeye dayanıklılık kazandıralım diye kafamız güzel olsun dedik daha kanımızda hala alkol gezinirken sarhoş kafayla mesaj attığın kişi bir sevgi ölçütü olabilir mi sorularıyla baş başa kaldık ben ona üzülüyorum..

bir film bir kitap..



- iki saat sonra kalabalığın içinde,sinemadan dar bir sokağa çıkan sanki başka birisiydi.düşünüyordu: " çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği,kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor.sinemadan çıkmış insan.gördüğü film ona bir şeyler yapmış.salt çıkarını düşünen kişi değil.insanlarla barışık.onun büyük işler yapacağı umulur.ama beş-on dakikada ölüyor.sokak sinemadan çıkan insanlarla dolu;asık yüzleri,kayıtsızlıkları,sinsi yürüyüşleriyle onu aralarına alıyorlar,eritiyorlar."saatine baktı:dörtbuçuğa beş vardı."eve gidip okusam."durağa yürüdü."bunları kurtarmanın yolunu biliyorum.kocaman sinemalar yapmalı.bir gün dünyada yaşayanların tümünü sokmalı bunlara.iyi bir film görsünler.sokağa hep birden çıksınlar..." -
Yusuf Atılgan - Aylak Adam



Evine bir tek bile korsan kitap sokmayan, üniversite yıllarında şu an benim hayranlıkla okuduğum insanlarla aynı havayı solumuş bir babanın , hiçbir sanatsal aktiviteyi kaçırmayan bir annenin kızı olmak küçük yaşlarda başlattı
demekki içimdeki sanat sevgisini.Öğle vakti herkesin kitabını alıp kenara çekildiği bir ailede büyüdüm ben.Akşam yemeklerinde yazar çizer takımının konuşulduğu dünyanın kurtarıldığı sofralardı bizimkisi de.İpek Ongunlarla Gülten Dayıoğlularla başlayan kitap okuma sevgisi daha liseye geçmeden klasikleri bitirmekle sonuçlandı.Yüzlerce takıntım bir yana hala kendi evimde kendi yatağımda birşeyler okumadan uyuyamam.Yaş ilerledikçe kitabın yanına sinema geldi.Orhan velinin İstanbulunun orta yeri sinemaydı ya benimde hayatımın orta yeri sinema olmuştu artık.Çoğu sinemasever oyunculardan başlar sevmeye. Hala bilmem oyuncu isimlerini o kadar filme rağmen.Ben yönetmenlerden başladım sevmeye. İlk aşkım Pedro Almodovardı. Onun estetiği, olayları anlatış biçimi ,bahsettiği dünyalar ve o mukemmel müzikler daha ilk filmlerinde büyülemişti beni.Şu an bakınca -gerçek ya da mecaz - tüm aşklarım arasında en doğru seçimi yapmışım diyorum.Zaten bizim kadar anlaşan bir çift tanımıyorum. Ben zamanı ileri almayı , kırıp bükmeyi, geri dönmeyi , zamanın üstesinden gelmeyi seviyorum.Bir filmi izlerken tamamen tek başıma kalmayı seviyorum.Bir sahne görüyorum , sırf bu sahne gerçek olsun diye çekiliyor tüm filmler diyorum..Hayatımdaki tüm beyazlardan vazgeçip bu beyazı koruma altına almak istiyorum.Alnından öpüp helalimsin demek istiyorum.

Starry Night Over the Rhone



Çankaya Belediyesi tarafından 5-30 mart tarihleri arasında Vincent Van Gogh'un Peşinde Modernizmin İzinde Sergisi düzenleniyor.Ankaralı olmak lazım bu etkinliklere gitmek lazım.

18 Mart 2010

Kızlar için adım adım ayrılık rehberi



Bu yazının sonu zamanla her şey unutulur zamana bırak yeter ilkesine dayandırılmayacak. Evet öyle zamanla her şey unutulur bu cepte.Ama sen hic tanımadığın bu blog sahibesinin üstelik benim tavsiyelerimden medet umacak kadar düştüysen , eminim çevrendeki 874131654161 kişi 65646161 defa ‘zamanla unutucaaaksın’ demıstır.Ama bebeğim time takes too much time.Zamanla unutunca da geriye gelmiyor ki hem.Ben bir şeyleri zamanın eline bırakmaktansa ışın kılıcımı zzjjjjjjjjjjjwiiiuppp diye açıp star wars senfonisi eşliğinde savaşmak istiyorum.
Şimdi en başta yapmamız gereken bu yazıyı okurken bile fonda çalan o acı hayat müziği kapaman.Kral tv top 10 listesı bile her hafta değişiyor sen de liste ayrıldığınız günden beri aynı maşallah.Bu kafayla olmaz,o şarkılarla olmaz.En kalitelisinden demet akalınlarla nil karaibrahimgillerle donatıcaz seni.Sözlerim sana ağır mı geldi ağzına mı sıçtım affedersinle başlayıp yemem ben artık bunları ters düz ettim hayatımı ile devam edip gazı köklicez.Bir sonraki aşamama ingilizce eğitim veren okulda okuyup zamanında essay yazma zorunluluğuna tabi tutulmuş biri olarak secondly diye başlayacağım şimdiden uyarıyım.
Secondly, sunu kabul etmelisin ki tek ayrılan siz değilsiniz. Ne yaşadıysan yaşadın aynılarını bu dünyada milyonlarca kişi daha yaşadı. Sen bir ucube olduğun için bu senin başına gelmedi yani. Bu telaş bu çırpınış en başından gereksiz bi kere.Ne eksiltir senden ayrılmanız? Seni artık istemeyen birinin sözlerini mi alır götürür uzakalra? Sana kendini verecek kadar bile kendinde olmayan, surekli bir şeyler arayan birinden mi mahrum kalırsın? Bu soruların hepsi çoktan seçmeli, erkeklerin hepsini toptan geçmeli.
Thirdly; sen şimdi çok asığım ölüyorum diye geziyorsun ya onun yarısı kadar aşık değilsin inan bana. Zaten kırılan da kalbinden daha çok egon. O yüzden bu stepte egonu yerine getiricez. Alışveriş yap ama öyle böyle bir alışveriş değil tam bir bakım timsali gibi gel karşıma. Bunu asla giymem çok iddialı dediğin her şeyi al. Süs olsun diye almıyoruz tabi onları. Topluyorsun kızları çıkıyorsun dışarı. Artık karaoke mi olur kop kop mu fasıl mı orası da sizin derdiniz.
I'd finally like to point out, as a final word geldi bahar ayları olma yayık ayranı. Hemen baska birini bul ama burada önemli olan senın bu rebound guy diye Amerikan dizilerinde tasvip edilen genç çocuğa kafayı takma. Take it easy. Bu dizilerde hep ona aşık oluyor esas kız sakın diyim bak en başa döndürme bizi.
To sum up : alt tarafi bir elma yedik beraber zehir zıkkım oldu bize bal badem…

Pain is inevitable. Suffering is optional.

trouble is a friend of mine.

17 Mart 2010

oldies but goldies


Sex and the city'nin supersonik bir bölümünde Carrie her zamanki gibi..I couldnt help but I wonder..diye baslar.Beyaz atlı prens hiç gözükmeseydi Pamuk Prenses uyanır elmayı tükürür sperm bankasından sperm alır ve bir kredi hesabı actırıp ev sahıbı olmaya calısır mıydı?
Universite yıllarının bitmesine sayılı zaman kalmısken ve biz hala single kategorisindeyken artık dar cevremız ve kırısıklık baglamıs yuzlerımızle tercıh sebebı olmayacagımız bunalımından yenı yenı cıkmısken,60 yaslarında yalnız yasayan bır tanıdıgmızın gece yarısı evde düşüp kalcasını kırdıgı ve kendını komsulara duyurmak ıcın harcadgı caba adlı hıkaye 22 yasımızda bizi tekrar evde kalma korkusuyla bıraktı.Gercekten de "35'e kadar böyle sex and the city kıvamında takılmak güzel de ondan sonrası zor " kafasına baslayınca sunu farkettım ki tek tasımızı kendımız alabilecek güce bile gelmeden unumuzu elemiş eleğimizi asmısız. Artık ya gecen gün konserde ne kadar cok eglendık muhabbetlerınden o gun bır yer kesfettık cok huzurlu böyle sarabını alıcaksın.. dialoglarına gecmısız.Bizim mi içimiz gecti hayat mı bizi yordu onu anlamadıgım ıcın acilen eski sevgiliye demet akalın sarkıları esliğinde küfür etme moduna gecmek, şöyle bir silkinip satenleri giyip üniversitenın ilk yıllarındaki kop kop mantelitesine ulasmak lazım, bunları gecmek lazım.Yeni bir hayat gerisi bayat,kendime yeni bir ben lazım.

16 Mart 2010

gel bu eli saymayalım.

Bu benim basıma gelmıs olamaz dersiniz,kendinizi aldatılan kadın statusune sokmayı yediremezsiniz.Ertesi gün uyandıgınızda bunlar gercekten yasandı mı diye dusunmekten kendınızı alamazsınız. Bir gün gelir ayrılırz ama o hep benım ıcın cok özel olucak dediğiniz kişinin bu kadarını yapmıs olabılecegını kabul etmek ıstemezsınız.O bile bana bunu yapmıssa ben baska ınsanlara nasıl güvenebilirim soruları döner kafanızda.
Ilıskınızın her anını bastan yasarsınız.Acaba bu sözde böyle bi anlam mı vardı, acaba o gun ulasamadıgımda o kızla mıydı?
Ne zaman basladı ılıskıleri? Neden ben değil de o? Aldatılmanın en kötü kısmı kendini diğer kızla / erkekle karsılastırmaktır.
Benden daha mı güzel daha mı yakısıklı daha mı zeki? Benden farklı ne paylastı onunla? Ne konustular? Ne giymişti ilk bulustuklarında? Benim aldıgım kazagı mı?Nereye gittiler peki? Tunalıya mı bahcelıye mi ? Aldatılmak kendini diğer kızla karsılastırmaktır.Kendini gereksiz yetersiz kötü çirkin bilgisiz beceriksiz hissetmektir.Ben kendimi böyle ezik görüyorsam ınsanlar bana nasıl bakıyor kaygısı baslar sonra.Siktir et insanları demek kolaydır uzaktan bakana..Aldatılmak;kendini değersiz hissetmenin dibine vurmaktır. O kadar cok soru gecer ki aklından.Ben bunu hakedicek naptım? Bosver demek kolay olsa da bosveremez o kadar kolay aldatılan ınsan…Kim ne derse desin, aldatmak eylemi kazanmanın sonucudur..Nolursa olsun geri veremezsin aldiklarini..geri verilmez hicbir yanilgi..

the end is not as fun as the start..



Beyin her ne kadar 'mantıklı ol,mantıklı ol' sinyalleri yollarsa yollasın bazen sinir katsayısını kontrol edemiyor.
Meslek lisesi kat 1 kafasından ne kadar uzakta olsan da 'dövdürsek onu , bir kırmızı ısıkta cıksın karsıma ben ne
yapacagımı bılıyorum' kafası yasatıyor insana.Ünlülerin evlilik sözleşmelerini bilmem ama, yaş ne olursa olsun ilişki ne kadar
ciddi ne kadar sikko olursa olsun bir anlaşma yapılmalı.1 yıl süren bir ilişkinin ardından 'cok yakın arkadasım', ayrılıktan
bir ay sonra 'bu da benım yeni sevgilim fatmacan ver bi alt duduş hayatım 'şeklinde tanıstırılmamalı,yasalar gereğince bu kafa yasaklanmalı.
Bir ilişki yaşandı diye iki taraf da hayatındaki tüm kararları o sürece göre degerlendirsin demiyorum ama en azından bir ayda su medeniyete ulasmasın.Ha diyosa ki yok ben duramıyorum illa biriyle cıkıcam onu da gelip seninle tanıstırıcam önceden haber versin biz de ona göre hazırlıgımızı yapalım. Her ne kadar söz konusu aşk meşk ilişkileri olunca salla gitsin kafasında biri olsam da birileri siktir olup giderken senin hayatından, ardından yerin dibine gömülen sen oluyorsun sadece...

15 Mart 2010

got a soundtrack in my mind,all the time.

kendini anlatma isteğinden midir yarınki sunumu erteleme isteğinden midir yoksa damarlarımda gezen en baskın hissin sıkıntı oldugu su zamanlarda oyalanma hissinden midir bilemiyorum. The consequence of sounds in my mind diyerek bir başlangıc yapalım.